40 yıl önce düğün hediyesi olarak verilen eşek, can yoldaşları oldu

Kastamonu’nun Ağlı ilçesinde 40 yıl önce dünya evine giren Satı (58) ve Gülay Ketenci (60) çiftine, düğün hediyesi olarak eşek hediye edildi. O dönemde daha yavru olan eşek, zamanla evin vazgeçilmezi oldu. Hiçbir işte çalıştırılmayan eşeğe, adeta bebek gibi bakan Gülay Ketenci, hastalandığında ise veteriner hekim getirerek muayene ettirdi.

Eşeğinin bakımlarını da aksatmayan Gülay Ketenci, ayrıca düzenli olarak aşılarını da yaptırdı. 35 yıldır aile birlikte yaşamını sürdüren ve ismine ‘Kezban’ adı verilen eşek, Gülay Ketenci’nin yanından hiç ayrılmıyor.

VEFAT EDEN ANNESİNDEN KALAN TEK HATIRA

Eşeğini çok sevdiğini ve ona gözü gibi baktığını söyleyen Gülay Ketenci, vefat eden annesinden kendisine kalan tek hatıra olduğunu kaydetti. Düğün hediyesi olarak eşeği kendisine verdiklerini anlatan Gülay Ketenci, “Annem ve babam, eşeği bana evlenirken hediye olarak verdiler. Ben ona hiç kıyamam, üzerine yük yükleyemem, veteriner geldiğinde aşısını yaptırırım, çok akıllıdır, benim yanımdan ayrılmaz. Dışarıda ormanda bıraksam kendi kendine eve kadar gelir. Çok akıllıdır” dedi.

‘Kezban’ ismini verdikleri eşeğin 35 yıldır kendilerinde olduğunu belirten Gülay Ketenci, “30-35 yaşındadır. Biz, eşeğe iyi baktık, iyi bakınca da bu yaşlara kadar geldi. Arpa ile yem ile eşeğe bakıyoruz. Bakımlıdır, hatta biz ona yem vermesek bile o, kapıyı açıp içeriye giriyor ve karnını doyuruyor. Daha öncesinden bir şeyimiz yoktu. Adet bu şekildeydi inek verilirdi. Bana da inek vermemişler, eşek vermişler” diye konuştu.

Annesinden kendisine tek hatıra olarak eşeğin kaldığını ifade eden Gülay Ketenci, “Annem vefat etti, annemden de bana hatıra kaldığı için gözüm gibi bakıyorum. Annem ona Kezban derdi, bende aynı şekilde Kezban diyorum. İsmine Kezban koyduk. Annem sevdiğinden eşeğine Kezban demiş, bizde öyle Kezban diye devam ettiriyoruz” şeklinde konuştu.

“BEN 40 YILLIK EVLİYİM”

40 yıllık evli olduğunu söyleyen Gülay Ketenci, “Eşek ben çağırdığım zaman hemen yanıma gelir. Kezban’ımla aramız iyidir. Dur deyince durur, gel deyince de gelir. Bu eşek, bana annemi hatırlatıyor. Çocuklarım bana eşeği ne yapacaksın diyorlar, satalım diyorlar. Ben ‘yok’ diyorum, ahırın bir köşesinde duracak diyorum, satmam diyorum, o bana annemden hatıra diyorum” ifadelerini kullandı.

“O BENİM CAN YOLDAŞIM, ONU ÇOK SEVİYORUM”

Eşeğin kendisine can yoldaşı olduğunu ve çok sevdiğini belirten Gülay Ketenci, “Bir keresinde eşeğimiz hastalandı, ilçemizde çok kar vardı. Sonra veteriner hekimi çağırdık, sağ olsun o da geldi. Eşeğimize serum taktı, bağırsaklardan üşütmüş, hastalanmış. Ölüyordu sancıdan, serum takınca eşeğimiz kurtuldu, iyileşti. Ben ona böyle bakıyorum. O benim can yoldaşım. O benim tek hayvanım. Onu çok seviyorum. Ben, köyde tarlada çalıştım, beyinde İstanbul’da bir süre çalıştı. İki oğlum var, biri 40 yaşında diğeri 35 yaşında. İki gelinim var, 4 tane torunum var” dedi.

“DÜĞÜN HEDİYESİ OLARAK BİZE EŞEK VERDİLER”

Evlendiklerinde kendilerine eşek hediye ettiklerini anlatan Satı Ketenci ise “Evlenince bize bir eşek verdiler. O eşek hala yaşıyor. Ara sıra ormana gezmeye gidiyorduk ama artık bizde o da yaşlandı, eskisi gibi gidemiyoruz. Düğün hediyesi olarak bize eşek verdiler. Ormana gitsinler, odun yapsınlar diye. Eskiden öyleydi. Çok fazla yoksulluk çektik, şimdiki gibi bir şey yoktu, varlıklı değildik. Her şey el ile yapılıyordu, şimdi elektrik var, makine var, işin büyük çoğunluğunu onlarla yapıyorsunuz. Hala eşeğimize bakıyoruz, bende yardımcı oluyorum. Bizim can yoldaşımız, canım benim o. Bizim gibi eşekte yaşlandı artık bizde o da emekliliğe ayrıldı. 30-35 yıldır eşek bizim yanımızda, bizimle birlikte” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.